Aldatma Nedir? İlişkilerde aldatma

 Evlilik veya ilişki dışı yaşanan cinselliğin toplumlar tarafından sıklıkla onaylanmamasına rağmen, hernet tek eşli olmadığı dikkat çekmektedir. Birçok bireyin evlilikleri veya ilişkileri devam ederken, ilişki dışı cinsel beraberlikler de yaşadıkları görülmektedir. Ancak çoğu kişi, aldatmayı yalnızca cinsel ilişki olarak değerlendirmemek gerektiğini savunmaktadır.


Evlilik dışı ilişkilerde son yıllarda artış gözlendiği bilinmektedir. Evlilik dışı ilişkiler üzerine çoğu çalışma düzenlenmesinin sebebinin bu tür ilişkilerin evlilik ilişkisine çok fazla zarar vermesi olduğu söylenebilir. Tek eşlilik ve çok eşlilik halinden farklı olarak, dairin sürekliliği ile sadakatin çoğu kez aynı anlamda kullanıldığını ve ilişki süresinin genel olarak, sadakatin derecesi olarak kabul edildiği belirtilmektedir. Bu alanda güvenilir istatistikler olmamakla beraber, Vaughan’nın (1998) araştırmasında aldatma oranını erkekler için %60, kadınlar için %40 olarak bulunmuştur. Boşanmış çiftlerle yapılan bir çalışmada boşanma ise bu oranın, erkeklerde %44 ve kadınlarda %40 olduğu görülmektedir (Janus ve Janus, 1993).


Düzenlenen çalışmalarda, çevrelerinde evlilik dışı ilişki yaşamalarını destekleyen arkadaşları olan kişilerin bu tür davranışları daha fazla gösterdikleri saptanmıştır. Aynı zamanda, geçmişte bu tür davranışta bulunanların aynı davranışı yenidenlama eğiliminin yüksek olduğu görülmektedir. Genel olarak erkeklerin kadınlara oranla daha çok evlilik dışı ilişki yaşadıkları savunulmaktadır. Bir diğer görüşe göre ise, ailelerinde aldatma ile karşı karşıya kalan çocuklarda ileriki yaşlarda aldatma eğilimi görülme riski daha çokdır. Bunu, çocukların aile ilişkilerini model alarak aynı modeli yenidenladıklarını belirterek açıklamakmümkün olabilir.


Düzenlenen bir araştırmada, babalarının aldattığını bilen erişkinlerin aldatmayı kendi yaşamlarında da yeniden etme ihtimalininn daha çok olduğu bulunmuştur. Ancak, annelerinin aldattığını bilen erişkinler için durumun aynı olmadığı görülmektedir. Aynı araştırmada, bu durumun erkekler için olası olduğu; ama kadınlar için anlamlı bir sonuç bulunmadığı görülmüştür.


Bunların yanı sıra, erkeklerde ilişki bkatiyenngıcı ile evlilik kararı arasındaki süre arttıkça aldatma eğiliminin de arttığı görülmektedir. Bu bağlamda, uzatmalı ilişki sürdüren kişilerin ilişkiyi yasayış şekilleri ve ilişkiye bakış açılarının aldatma üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Uzatmalı ilişkilerin, uzun flört dönemi olan ve evlilik kararı geç alınan ilişkiler olduğu belirtilmektedir. Bu ilişkilerde ise, çiftlerin birbirleri ile daha az zaman geçirdikeri, boş zaman aktiviteleri sırasında eşlerinden ayrıldıkları ve gündelik işleri beraber yapmadıkları görülmektedir.


Ayrıca, bu tür ilişkilerde evlilik ihtimalini yüksek görmeyen kişilerin, diğer seçeneklerini açık tutmak amacıyla dönemlerinın bir bölümünü diğerlarına ayırdıkları savunulmaktadır. Uzatmalı ilişkilerde evlenme kararı alma nedenlerinin de ilişki dışı olaylar olduğu belirtilmektedir (iş degiştirdim, hastalandım, kader). Evlilik öncesi birbirini tanımak için zaman ayırmayan bu çiftlerde aynı evi paylaşma söz konusu olduğunda çatışmaların meydana geldiği söylenebilir. Çatısmaların da aldatma eğilimini arttırdıgı bilinmektedir. Ayrıca, evlilik öncesi ilişki alternatiflerini göz önünde tutan bu bireylerin; mutlu, doyumlu ve eşit ilişkide olsalar bile, çekici alternatiflerle karşılaşabildikleri savunulmaktadır.


Bunların yanı sıra diğer bir boyutun da, Türk örneklemi ile çalışıldığında geleneksel evlenme şekli olan görücü usulü olduğu görülmektedir. Boğda ve Şendil (2012) tarafından düzenlenen araştırmada, evlenme şeklinin aldatma eğilimi üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Ancak, ilişki başlangıcı ile evlilik kararı arasındaki süre azaldıkça


aldatma eğiliminin azaldığı hesaba katıldığında; görücü usulü ile yapılan evliliklerde, evlilik kararı ile yola çıkılmasının da göz önünde bulundurulması gerektiği söylenebilir. Geleneksel şemaya sahip olan bireylerin evliliklerinde en çok bağlılık hissedenler olduğu görülmektedir.


Düşünülmesi gereken bir diğer noktanın da, erkeklerde aldatma unsurlardan birinin yenilik arama olduğu belirtilmektedir. Yenilik arama, eşe yönelik heyecan azalması ve bıkkınlıkla da bazı çatışmalara neden olabilir. Büyük bir ihtimalla, erkekler genelde az konuştuklarından, sözleri anlamlı ve önemli olarak algılanmaktadır.


Hem kadınlarda hem de erkeklerde evlilik ahenku ile aldatma eğilimi arasında negatif ve anlamlı iliskiler olduğu bulunmuştur (Amato ve Previti, 2003). Bu bağlamda, evlilik ahenku yüksek olan kadınların ve erkeklerin aldatma eğilimlerinin düştüğü veya aldatma eğilimi düştükçe evlilik ahenkunun yükseldiği söylenebilir. Kadınların ve erkeklerin evlilik ahenkları ile çatışma eğilimleri arasındaki ilişkilerin de negatif yönde anlamlı olduğu dikkat çekmektedir.


Bunların yanı sıra, evlilik ahenku yüksek olan kadınların ve erkeklerin çatışma eğilimlerinin düştüğü veya çatışma eğilimleri yükseldikçe evlilik ahenklarının düştüğü görülmektedir. Ayrıca, kadınlarda ve erkeklerde aldatma eğilimi ile çatısma eğilimi arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirtilmektedir. Aldatma eğilimi yüksek olan kadınların ve erkeklerin çatışma eğilimlerinin de yükseldiği veya çatısma eğilimi düşen kadın ve erkeklerin aldatma eğilimlerinin düştüğü savunulmaktadır.


Aldatma Çeşitleri


Literatürde bulunan çalışmalar incelendiğinde, aldatmanın duygusal aldatma, uzun süreli aldatma, tek gecelik ilişki, gönül eğlendirme olmak suretiyle 4 çeşidi olduğu görülmektedir. Duygusal ve cinsellik açısından aldatmanın, duygusal aldatma, yalnızca cinsellik, duygusal ve cinsellik olmak suretiyle 3 biçimde isimlendirildiği görülmektedir. Kişinin devam eden bir Romantik ilişkisi varken bir başka biriyla duygusal bir yakınlık yaşaması, bir başka birina âşık olması, bir başka biriyla özel bir paylaşımda bulunması duygusal aldatma; yine Romantik bir ilişki yaşarken bir başka biriyla cinsel ilişkiye girmesi cinsel aldatma olarak tanımlanabilir. Erkeklerde cinsellik odaklı aldatma daha çok iken, kadınlarda duygusal ve cinsellik odaklı aldatmanın daha çok olduğu belirtilmektedir.


 


Aldatma Nedenleri


 


Yeniçeri ve Kökdemir (2004) araştırmalarında, aldatan kişilerin aldatma nedenlerine dair altı boyut olduğunu belirtmişlerdir:


A.Suçlama: Bu çalışmaya göre, erkeklerin işlerine çok fazla zaman ayırmaları veya kendi anneleri ile ilgiliki eleştirileri kabul etmekte zorlanmaları, kadınların aldatma nedenleri arasında yer almaktır.


B. Sosyal yapı: Kişinin tutucu bir çevrede yetişmesi, erken evlenmesi, buluğte az kadın/erkekle beraber olması ve görücü usulü evlenmesi aldatma nedenleri arasında bulunmaktadır.


C. Baştan çıkarma: Yine bu çalışmaya göre, erkeklerin karşı tarafa hayır deme ve baştan çıkma boyutlarına daha çok anlam yükledikleri bulunmuştur. Erkekler ‘baştan çıkma’nın aldatma sebebi şeklinde deha önemli olduğunu belirtmişlerdir. Kadınlar ‘baştan çıkma’ sebebiyle aldatmayacaklarını söylerken, erkekler her iki cinsin de bu nedenden dolayı aldatabileceğini düşündüklerini belirtmişlerdir.


D. Cinsellik: Yine bu çalışmada erkekler, eşlerinin evlenmeden cinsel ilişki yaşamak istemedikleri için diğer kadınlarla cinsel beraberlik yaşadıklarını, kadınların da evli olmadıkları için, eşlerinin evlenmeden önce cinsel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için, diğer kadınlarla cinsel ilişkiye girmelerini doğal karşıladıkları bulunmuştur.


E. İntikam: Erkekler, intikam boyutuna kadınlara göre daha çok atıfta bulunmaktadırlar, bilhassa kadınların intikam sebebiyle aldattıkları bulgusuna varılmaktadır. Birlikte olduğu kişi hak ettiği için, beraber olduğu kişiyi cezalandırmak için, beraber olduğu şahsa kızgınlık duyduğu için veya yalnızca inat olsun gibi olası unsurlardan oluşan bu boyut, bilhassa erkekler tarafından “kadınların aldatmasına” neden olarak görülmektedir.


F. Uyaran arayışı: Yenilik, heyecan, eğlence arayışı, monotonluktan sıkılma gibi unsurlar da aldatmaya neden olabilmektedir. Uyaran arayışı olarak adlandırılabilecek bu boyut hem kadınlar hem de erkekler için önemlidir. Aldatan kişi kadın da olsa erkek de olsa fark etmemektedir; uyaran arayışı her iki koşulda da aldatma sebebi olabilir. Örneğin uzun uzun yıllardan beri aynı kişiyle evli olduğu için aldattığını söyleyen kişi, bu boyut altında bulunmaktadır.


Düzenlenen çalışmalar incelendiğinde, şahsi faktörler, dışsal etkenler ve ilişkisel etkenler olmak suretiyle aldatmayı etkileyen etkenlerin 3 başlık altında toplandığı görülmektedir (Duba, Kindsvatter ve Lara, 2008). Kişisel etkenlerin; evlilikteki tatmin, merak, mazeret, mutsuz cinsel ilişki gibi faktörleri kapsamına giren belirtilmektedir. Düzenlenen bir araştırmada, bilhassa kadınlar için evlilikteki tatminin aldatma eğilimine önemli etkisi olduğu görülmüştür. Bu araştırmanın bulguları incelendiğinde, %66 oranında kadınların aldatma öncesi mutsuz oldukları, erkeklerin ise %30’nun aldatma öncesi mutsuz oldukları görülmektedir. Bu bağlamda, kadınların birincil ilişkilerinde mutsuzluk yaşadıkları zaman aldatmaya daha eğilimli oldukları söylenebilir. Blow ve Hartnett’a (2005) göre ise, birincil


ilişkilerde duygusal olarak ihmal ve reddedilmişlik hissi bilhassa kadınları aldatmaya yönelten etkenler arasında bulunmaktadır. Bunlara ek olarak, cinsel ilişkideki mutsuzluk da aldatmanın nedenlerinden biri olarak gösterilmektedir. Özellikle erkeklerin birincil ilişkilerinde cinsel tatminsizlik yaşamalarının aldatma eğilimini arttırdığı savunulmaktadır (Liu, 2000). Ayrıca, çocukların evlilikteki tatmin hissine etkisi çok sınırlıdır; yalnız çocuk sayısı, yaşı ve karakteri evliliklerde aldatmayı etkileyen etkenler arasında bulunmaktadır. Kişisel etkenlerden biri ise dini inançlardır.


Birçok dinde aldatma dinen yasaklanan bir olgudur. Dinen yasaklı olması da çiftlerin aldatmadan uzak tutmaya yarayan etkenler arasında sayılabilmektedir.


Bunlara ek olarak aldatma üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde, kişilerin gelir durumunun ve çalışıp çalışmamasının önemli iki etken olduğu görülmektedir. Düzenlenen çalışmalarda, 3000 dolardan fazla yıllık geliri olan kişilerin aldatma eğilimlerinin daha çok olduğu görülmüştür. Ayrıca, kişinin eşinin çalışıp çalışmamasının da aldatmayı etkileyen etkenlerden biri olduğu belirtilmektedir. Eşlerden birinin çalışıp diğerini çalışamaması ilişkideki dengeleri bozacağından çiftleri aldatmaya iten etkenlerden biridir. Aldatmayı etkileyen bir diğer faktör ise eğitim düzeyidir. Özellikle kadınlarda partnerinin eğitim düzeyi kendisinden düşük olduğunda kadının eşini aldatma olasılığı daha yüksektir.

Kaynak:Kl. Psk. Dr. Gizem Akcan

Akçayel Özel Dedektif Bürosu

                                         https://www.dedektif.gen.tr 

Yorumlar